Asklepion’dan Çukur Han’a: Bergama’da Kamulaştırmalarla Korunan Tarih

Bergama’nın kültürel mirasının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması, yalnızca arkeolojik kazılarla ya da restorasyonlarla değil; çoğu zaman kamulaştırma gibi kararlı idari müdahalelerle mümkün olmuştur. Bu durum, Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüze uzanan güçlü bir koruma geleneğinin de göstergesidir.
1. Dünya Savaşı nedeniyle ara verilen Pergamon arkeolojik kazılarına 1927 yılında Alman arkeolog Theodor Wiegand başkanlığında yeniden başlanmıştır. O dönemde kazı temsilciliği görevini yürüten arkeolog Aziz Ogan ile çevrede incelemelerde bulunan Wiegand, halk arasında Ayvazali olarak bilinen bahçelik alanda sıra dışı bir olayla karşılaşır.
Bir çalılığın ardından aniden bir koyunun belirdiğini fark ederler. Ardından bir koyun daha, bir başkası derken kısa süre içinde koca bir sürü ortaya çıkar. Sürünün ardından, bir çoban görünür. Şaşkınlık içindeki iki bilim insanı çobana, “Kimsin sen? Bu sürü nereden çıktı?” diye sorar. Çoban büyük bir doğallıkla, “Aha şuracıkta derin ve geniş bir mağara var. Öğlen sıcağında sürüyü oraya indiriyorum; serinledikten sonra yeniden yayılmaya çıkarıyorum,” der.
Çobanın tarif ettiği bu “derin, geniş ve serin mağara”, Asklepion’un yer altındaki Yuvarlak Tedavi Merkezi’nden başkası değildir. Bu tesadüfi karşılaşma, Antik Dünya’nın en iyi korunmuş sağlık merkezlerinden biri olan Asklepion’un kapsamlı biçimde kazılmasına vesile olur. Wiegand başkanlığındaki ekip, tedavi salonları, kütüphane, uyku odaları, tapınaklar, stoalar ve diğer yapılarla bu önemli kompleksi gün yüzüne çıkarmıştır.
Ancak bu kazıların başlamasında yalnızca bilimsel merak değil, dönemin yerel yöneticilerinin kararlı tutumu da belirleyici olmuştur. Kazı yapılacak alan şahıs mülkiyetinde bulunduğu için kamulaştırılması gerekmekteydi. Olayın tanığı Aziz Ogan, bu süreci şöyle anlatır:
“14 dönüm yerin 1400 liraya alınması sonucuna varıldı. İstimlâk için vakit yoktu; hissedarlar daha fazla para koparmaya çalışıyordu. O zaman Kaymakam olan Haşim Bey bu işle yakından ilgilenerek işi bitirmişti.”
Bu çabanın ardından Wiegand’ın Haşim Bey’e söylediği şu söz, Bergama’daki koruma tarihinin hafızasına kazınmıştır:
“Sizi tarih adına selamlarım.”
Aradan yaklaşık bir asır geçtikten sonra Bergama, benzer bir kamulaştırma hikâyesine yeniden tanıklık etti.
15. ve 16. yüzyıllarda bir kara ticaret kenti olarak gelişen Bergama’da inşa edilen önemli han yapılarından biri olan Çukur Han, yakın zamanda Bergama Belediyesi tarafından kamulaştırılarak kente yeniden kazandırılmasının önü açıldı. İzmir’den gelip kuzeye, Bursa ve İstanbul yönüne devam eden kervanların önemli konaklama noktalarından biri olan bu yapı, Bergama’nın tarih boyunca sahip olduğu güçlü ticaret merkezi kimliğini hatırlatan önemli bir anıttır.
Uzun yıllardır Tarihi Bergama Çarşısı’nın turizm rotalarına dahil edilmesi yönündeki çabaların olduğu düşünüldüğünde, Çukur Han’ın kamulaştırılması bu sürecin en anlamlı aşamalarından biri olarak değerlendirilebilir. Bu adım, yalnızca fiziksel bir yapının korunması değil; aynı zamanda Bergama’nın Osmanlı dönemine ait ticari hafızasının yeniden görünür kılınması açısından da büyük önem taşımaktadır. Böylece Bergama’nın çok katmanlı kent yaşamının ayrılmaz bir parçası olan Osmanlı Dönemi yapılı çevresi hak ettiği ilgiliyi ve değeri görecek, kenti ziyaret eden gezginler için yeni bir cazibe merkezi daha kazandırılmış olacaktır.
Yakın zamanda başlayacak nitelikli restorasyon sürecinin ardından Çukur Han’ın kültürel ve sanatsal üretimlere ev sahipliği yapması, özgün mimarisiyle geçmişte kent yaşamındaki rolünü yeniden ziyaretçilere anlatması hedeflenmektedir.
1927’de Asklepion’un ortaya çıkarılmasında dönemin Kaymakamı Haşim Bey’in gösterdiği irade ile bugün Çukur Han’ın korunmasında Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik’in ortaya koyduğu kararlılık arasında dikkat çekici bir tarihsel devamlılık vardır. Bergama’da kültürel mirası korumak, yapıları kurtarmanın yanı sıra; kentin hafızasını, kimliğini ve tarihsel sürekliliğini yaşatmaktır.
Bu nedenle, tıpkı Wiegand’ın Haşim Bey’e söylediği gibi, bugün de Çukur Han’ı Bergama’ya kazandıranlara aynı sözlerle seslenmek gerekir:
“Sizi tarih adına selamlarız.”
A. Ö.

Görsel 1: Geç Osmanlı Dönemi’nde Çukur Han’ın hazırlanan plan örneği

Görsel 2-3: Osmanlı Dönemi’nde Çukur Han’ın canlı ticaret hayatını gösteren gravür.

Görsel 4: Çukur Hanve yakın çevresindeki yapıları gösteren hava fotoğtafı.
